Posts

Showing posts from February, 2025

Necla Teyze ve Emily Davinson

Image
  Dün sabahtan beri Necla teyzenin yüzü zihnimden silinmiyor. Hepimizin ailesinde, mahallesinde, çevresinde en az bir Necla teyze vardır. Güçlü ve saf Anadolu kadını figürü. Tertemiz bir yüz, fakir bir hayat ama hâlâ elinden gelenin en iyisini yapan; büyük ihtimalle ailesinin çoğunu çoktan kaybetmiş, yalnız ama doğaya tutunarak hayatta kalmış bu sağlam karakter. Hepimize güç verir. Anadolu'nun bu, mürekkep yalamasa da doğanın öğretileriyle kendini geliştirmiş, bu sayede hem bilgili hem de yufka yürekli ve nasırlı elleriyle çalışkan, anaç kadın figürü. Bizim mahallede bir sürü Necla teyze var ama benim hayatımın asıl Necla teyzesi babaannemdir mesela. Bizi her ziyarete geldiğinde, eşeğinin ve köpeğinin esenliğinden bahsetmeden duramayan, onları sürekli merak eden; evin alt tarafında nehrin kenarında bir ağaç devrildiğinde hasta yatağından kalkıp koşa koşa bakmaya giden, devrilen ağacın peşinden gözyaşı döken; tavukların yumurtalarını çalan köpeği, dedem çiftelisiyle vurmak istedi...

Çilekli Fondü

Image
  Çilekli Fondü Gidenler ya da yaşayanlar bilir, Riga şehir meydanı öyle çok da kalabalık sayılabilecek bir başkent meydanı değildir. Batı ile Doğu Avrupa kültürlerinin ortasında kalmış bu Sovyet görünümlü, Almanik şehir, eski şehir olarak bilinen kısmında birçok tarihi binadan, birkaç hediyelik eşya dükkanından ve çokça da restoran ve kafeden ibarettir. Dışarıdan gelenler için sade ama güzel giyimli Riga kadınlarının üzerlerindeki nadide parçaları nereden satın aldıkları merak konusudur. Bununla beraber, genel anlamda az ama nüfusa oranla fena sayılmayacak sayıda turistleri , oturup keyifle yiyip içebilecekleri güzel bir restoran, kafe, tatlıcı ya da hızlıca atıştırmalık bir şeyler satın alabilecekleri bir büfe bulmakta zorlanmazlar. İşte bu kafelerden biri de istasyondan eski şehre gelen yolda, eski bir binanın alt katında hizmet vermekte olan “shokolade haus” yani çikolata evidir. Aslen sadece çikolata evi yazsa bile, kadınların ve çocukların yeterince dikkatini çekebilec...

Kuantum ve Zihin

Image
                                                    Doğu’nun meditasyon ile keşfettiğini iddia ettiği şeyi, Batı bilim ile kanıtlayabilecek mi? Bu yazı, kuantum ve zihnin çalışma prensibine dair Doğu’nun ilmine referans veren heyecan verici bir teoriyi, kuantum fiziğinin en bilinen deneyleri ışığında ele almak ve benzerliklerini, farklılıklarını tartışmak amacıyla yazıldı. Batı’nın ufkumuzu açan Çift Yarık Deneyi, özünde, Doğu’nun yazılı kaynaklarda M.Ö. 1500’lere (hatta daha öncesine de sözlü olarak giden) VEDA’lar ile aynı şeyi mi söylüyor? Her iki teori de ortak paydada, yaygın olan yaratılış fikrinin zannettiğimiz gibi yoktan var edilmek suretiyle değil, tezahür etme şeklinde gerçekleştiği ve bir gözlemci olduğu sürece sonsuz olasılıklardan bir tanesinin form alarak görüntüye geldiği ya da bir döngü halinde yaratılışın sürekli t...

Haydut mu Halk Kahramanı mı?

Image
Seneyi hatırlamıyorum, yine bir Filipinler iş seyahati dönüşü uçaktayım. Yanılmıyorsam Manila’dan İstanbul aktarması yapıyorum. Yanıma bir Avustralyalı oturuyor, onun konuşası var, benim ise uykum. Bir taraftan da Brexit tam o gün oylanıyor, referandum var. O zaman sene 2016 . Her neyse, Brexit’i bahane ederek sohbeti başlattı Avustralyalı, çok karşı koyamadım, malum yol uzun. Kendisi İstanbul aktarmalı Kazakistan'a gidiyormuş. Eşi Kazak’mış. Ben de bizi garip sanıyordum, dedim, benim eşim İskoç. Nasıl bulmuşlar birbirlerini dünyanın iki ucundan, mucize gibi. Sonra konu Atatürk'e ve Avustralya’nın tarihteki nadir savaşlarından Gelibolu'ya geldi tabii. Tarihin başka milletler tarafından başka başka değerlendirilmesi bende hep ilgi uyandırdı – tabii bunun için milli genlerinizi aldırmanız gerek bir miktar – ve onlara nasıl öğretildiğini hep merak ettim. Nitekim bu sohbet esnasında da bir Avustralyalı gözünden Gelibolu hakkında bilgi alma şansı doğdu birden, ne büyük lütuf. ...

Ferdi’ye geç kalmış bir veda

Image
  Ferdi’ye geç kalmış bir veda 15/11/1945 – 02/012025 İlk annem sayesinde sevdiğimi hatırlıyorum onu. Annem mutfakta yemek yaparken kendi kendine mırıldanırdı şarkılarını. Duygulandıkça sesi bazen yükselirdi. Bana da öğretti bir sürü şarkısını. O yıllarda Yeşilçam filmleri sürekli dönerdi televizyonlarda. İsimleri ile konularını eşleştiremesem de şimdi, birçok filmini izlemişimdir. Amcamın kızı vardı sonra, bir ara gelip bizde kaldı. O benden büyüktü. Aşka, dolayısıyla da arabeske düşme yaşlarındaydı “Prangalar” albümü çıktığında. Beraber defalarca dinlemiştik o zamanlar bu albümü. Öldüğünde tüm albümü tekrar çaldım yolda arabayla giderken. Ta o yıllardan beri, arada belki dinlememe rağmen, tüm sözleri, gırtlak nameleri hâlâ hafızama yazılı. Star TV'de çıkardı, yerinde duramaz, zıplaya zıplaya bir coşkuyla söylerdi o hüzünlü şarkıları. Sonradan şarkı yazmayı bıraktığında "neşemi kaybettiğim için" deyişini anlıyorum. O yıllardaki neşeli ama dertli adam yerini asabi bir...

Ben evden çıkıyorum ama siz orayı kiraya vermeyin...

Image
Ben evden çıkıyorum ama siz orayı kiraya vermeyin... 31/01/2025  Kendinize bir ev alamadığınız sürece kiracısınızdır ya hani, ev ev gezersiniz, bir sene belki iki senede bir değiştirirsiniz evinizi. Ama ister 3.5 (!) sene oturun o evde ister 6 ay, eviniz olmuştur bir kere; kendinizi güvende hissettiğiniz, yatağınızı, yorganınızı, kıyafetlerinizi emanet ettiğiniz bir yer olmuştur yani. En az altı aylık iç hesaplaşmanızı dinlemiştir duvarları, bütün maskelerinizden arınmış hallerinizi görmüştür, en çıplak halinizi bilir.  İşte, eski sevgili de eski kiralık eviniz gibidir. Ne kadar sürerse sürsün "ben buradaydım"ı işlersiniz duvarlarına görünmez kalemle. Gözünüz gibi baksanız da kaldığınız süre boyunca duvarlarından bir parça kireç dökülmüş, giderlerine bir tel saçınız sıkışmıştır mutlaka. Bu yüzdendir ki eskiden oturduğum evlerin önünden geçerken hep eski sevgililerim gelir aklıma. Önce "kiralık" yazısını görür hüzünlenirim, sonra yeni taşınanlara kinlenirim.  Ne kada...

Tanrı Snaggle Plus Olsa Ben Elmayra Olurdum

Image
  Tanrı Snaggle Plus Olsa Ben Elmayra Olurdum 02/02/2025 Gelecek hayatın bir simülasyonuydu laff-a-lymics, Cumartesi sabahları o zamanlar henüz anlam veremediğim bir kutudan bana birşeyler anlatmaya çalışan.Scooby’leri, Yogileri ve Gerçek kötüleri barındırıyordu içinde ve gerçek hayattan tek farkı orda kötüler hiç kazanamıyordu. Snagglepuss yardımcısı Mildew ile birlikte bütün o yarışmaları yönetirken her tarafa yerleştirilmiş kameralar,onlar hata yapsalar da, imdada yetişiyor , hemen adaletin yerine gelmesi sağlanıyordu.Hep Scooby’ler kazanıyordu, çünkü onlar sportifti, sevgi dolu Yogi’lere sevgileri yetmiyordu kazanma yolunda.Herkesin kalbi onlarla atıyordu ama Scooby’ler kazanınca da kimse sinirlenmiyordu.
Kötülere gelince, onlar hep bir ana kadar kazanıyorlar ama sonra yaptıkları asla yanlarına kar kalmıyor ve kaybediyorlardı.Çünkü Laff-a-lympics’in Tanrı’sı Snagglepuss ve yardımcısı Mildew iyi niyetliydi, sevgiden yanaydı, adaletliydi.Ve biz ekrandan izleyen kullar , herhangi ...