Necla Teyze ve Emily Davinson
- Get link
- X
- Other Apps
Dün sabahtan beri Necla teyzenin yüzü zihnimden silinmiyor.
Hepimizin ailesinde, mahallesinde, çevresinde en az bir Necla teyze vardır. Güçlü ve saf Anadolu kadını figürü. Tertemiz bir yüz, fakir bir hayat ama hâlâ elinden gelenin en iyisini yapan; büyük ihtimalle ailesinin çoğunu çoktan kaybetmiş, yalnız ama doğaya tutunarak hayatta kalmış bu sağlam karakter. Hepimize güç verir. Anadolu'nun bu, mürekkep yalamasa da doğanın öğretileriyle kendini geliştirmiş, bu sayede hem bilgili hem de yufka yürekli ve nasırlı elleriyle çalışkan, anaç kadın figürü.
Bizim mahallede bir sürü Necla teyze var ama benim hayatımın asıl Necla teyzesi babaannemdir mesela. Bizi her ziyarete geldiğinde, eşeğinin ve köpeğinin esenliğinden bahsetmeden duramayan, onları sürekli merak eden; evin alt tarafında nehrin kenarında bir ağaç devrildiğinde hasta yatağından kalkıp koşa koşa bakmaya giden, devrilen ağacın peşinden gözyaşı döken; tavukların yumurtalarını çalan köpeği, dedem çiftelisiyle vurmak istediğinde, köpeğin önüne kendini siper eden ufak tefek bir dev, babaannem. O yüzden Necla teyze, sadece fiziksel benzerliğiyle değil, davranışlarıyla da babaannemi hatırlattı bana.
Ama öyle olmasa da üzülürdüm onun başına gelen bu korkunç olaydan ötürü. Üzülmek ne kelime, kahrolmak doğru tarifi duygumun.
Kedinin, köpeğin, ağacın dilinden anlayan bir kadın. Belli ki yalnız hayatta ve onlarla yarenlik ediyor. Fakir ama pek bir şeye de ihtiyacı yok gibi. Biraz kendine, biraz kedisine köpeğine yetecek aş ve başlarını sokacak derme çatma bir yapı. Yaşayıp gidiyorlar işte. Böylesi bir görüntüyü eskiden rahmetli Star TV spikeri Deniz Arman haber yaptığında hepimiz hem hüzünlenir, bir taraftan da kalplerimizde o sonsuz ve saf sevgiyi hissederdik. Arka planda çalan hüzünlü şarkılar bize biraz romantik ama daha çok insani duyguları hatırlatırdı.
O sevginin yerini bugün sonsuz bir nefrete bıraktığı gerçeğiyle yüz yüze geldik. Yaşlı bir kadına ve ağzı dili olmayan masum canlara tahammülü olmayan bir kitle tarafından suça azmettirilerek, yaşlı kadıncağız, dört ayaklı evlatlarıyla beraber, büyük ihtimalle kundaklanan derme çatma fakir hanesinde korkunç bir şekilde can verdiler.
Ne zaman bu kadar nefret yüklendi toplum? Eskiden de vardı tahammülsüzlüğümüz, toleranssızlığımız, kavgamız ve dövüşümüz, ama değerlerimiz de vardı. Yaşlılar kutsaldı, çocuklara dokunulmazdı, hayvanların canını yakmak günahtı. Şimdi komple bir binanın içinde yakıyoruz hepsini.
Çok ciddi bir nefret ve şiddet yüküyle karşı karşıyayız. Ya bu insanlarda ciddi mental sorunlar var ya da ülkede inanılmaz bir keyif verici madde tüketimi var. Başka türlü açıklayamıyorum bu durumu.
Fakat ben durumun vehametinden ve nefretin şiddetinden ziyade başka bir konudan bahsetmek istiyorum.
Çünkü Necla teyze başkaldırısını canıyla ödedi ama direnen kadınlara yapılan ilk zorbalık değil bu. Denizlili Hatice teyze, tarlasına giren adamları darp ettiği gerekçesiyle hâlâ yargılanıyor, 75 yaşında. İkizdere’deki kadınlar, zeytin ağaçları için kendilerini siper ediyorlar, hem fiziksel hem de duygusal şiddete maruz kalma pahasına.
Kadın anne çünkü doğanın da anne olduğu gibi. Kadın tabii ki “doğal olarak” doğanın en büyük savunucusu. Korkutuyor gözlerini zorbaların; zorbalıkla durdurulmaya ve baskılanmaya çalışılıyor doğadan gücünü alan kadın.
Eminim ne Hatice teyzenin başına gelenler, ne Necla teyzenin adice öldürülmesi korkutmayacak güçlü, dirayetli, inançlı ve doğa aşığı Anadolu kadınını. Ama biz onlar için ne yapıyoruz diye sormak niyetim.
Necla teyzeyi görünce aklıma gelen bir diğer isim de İngiltere’de kadın hakları hareketi (Suffragette Women) sırasında, bir protesto sırasında kralın atı tarafından ezilerek can veren Emily Davison. Emily’nin bu korkunç ölümü sayesinde kadınlar haklarını kazanmaya bir adım daha yaklaşıyor, Batı medeniyetinin göbeği İngiltere’de, 1913 senesinde. Çünkü Emily’nin ölümü, mücadelelerine daha çok güç ve daha büyük bir anlam katıyor ve pabucu gücü kendi koydukları yasalardan alan; doğadan da kadından da ölümüne korkan bu zorbalığa bırakmıyorlar.
Naif ve kırılgan olmasını tercih ettikleri kadın figürünün içindeki gerçek dişil güçle neler yapabileceğini gören bu ataerkil anlayış, 82 yaşında yalnız bir kadının karşısında bile korkudan adice örgütlenerek ve kundakçılık gibi aşağılık bir yöntemle baskılamaya çalışıyorsa onları, sandığımızdan çok daha güçlü ve yeterliyiz demektir. O nedenle bize düşen, Necla teyzenin anısına, Emily Davison’ın anısına, Hatice teyzenin hatırına ve tüm diğer zorbalığın karşısında direnen kadınların anısına ve hatırına daima doğanın ve doğrunun yanında olmak. Bunun her kadının içinde doğuştan gelen, doğal ve karşı konulamaz bir duygu olduğuna inanıyorum.
Mekânın cennet olsun Necla teyze.
- Get link
- X
- Other Apps
Comments
Post a Comment