Haydut mu Halk Kahramanı mı?




Seneyi hatırlamıyorum, yine bir Filipinler iş seyahati dönüşü uçaktayım. Yanılmıyorsam Manila’dan İstanbul aktarması yapıyorum. Yanıma bir Avustralyalı oturuyor, onun konuşası var, benim ise uykum. Bir taraftan da Brexit tam o gün oylanıyor, referandum var. O zaman sene 2016. Her neyse, Brexit’i bahane ederek sohbeti başlattı Avustralyalı, çok karşı koyamadım, malum yol uzun.

Kendisi İstanbul aktarmalı Kazakistan'a gidiyormuş. Eşi Kazak’mış. Ben de bizi garip sanıyordum, dedim, benim eşim İskoç. Nasıl bulmuşlar birbirlerini dünyanın iki ucundan, mucize gibi. Sonra konu Atatürk'e ve Avustralya’nın tarihteki nadir savaşlarından Gelibolu'ya geldi tabii. Tarihin başka milletler tarafından başka başka değerlendirilmesi bende hep ilgi uyandırdı – tabii bunun için milli genlerinizi aldırmanız gerek bir miktar – ve onlara nasıl öğretildiğini hep merak ettim. Nitekim bu sohbet esnasında da bir Avustralyalı gözünden Gelibolu hakkında bilgi alma şansı doğdu birden, ne büyük lütuf.

Adam diyor, biz dünyanın bir ucunda hiçbir yere teması olmayan – neredeyse – bir ülkeyiz, ne işimiz var 12.500 km uçuş mesafesi bir yerde, üstelik savaşıyoruz. Bir durup düşünün, her geçen saniye saçmalıyor cümle.
Ben de tüm haftamı Filipinler'de geçirmişim o esnada. Bir de biraz Cebu’da civarı gezme-görme fırsatı edinmişim. Minicik bir ada Cebu dediğin zaten, kocaman bir Lapu-Lapu heykeli var, milli kahramanları. Sordum ne yaptı da kahraman oldu bu çok uzun boylu heykel adam? (Filipinlilerin boy ortalaması malum, Lapu-Lapu heykeli 3 metre.) Dedi ki çok büyük bir haydutu öldürdü, bağımsızlığımızı geri aldı. Hadi ya dedim, kimmiş bu haydut, bilir miyiz?
Magellan dediler.
Ferdinand Magellan demeyin dedim. Hani şu dünyayı keşfeden meşhur keşiflerden? Dünyanın etrafını ilk dolaşan Portekizli Magellan mı?
Dediler ta kendisi, ne kaşifi, en büyük hayduttur o.

Ben de bunu anlattım yanımdaki Avustralyalıya. O da dedi ki, ya dedi peki Vasco De Gama’yı kim öldürdü sanıyorsun? Deme, dedim, böyle diyorsan kesin biz barbar Türkler öldürdük.
Hah, şunu bileydin dedi. Sizin o Muhteşem Süleyman'ın büyük oğlu.
Aha dedim, Şehzade Mustafa.
Gözümün önüne gelen görüntü, Mehmet Günsür'la bir ak sakallı ortaçağ amcası geminin üzerinde boğuşuyorlar.

Dedim, sence çok gezen mi bilir bizim Avustralyalıya?
Çok gezen de çok okuyan da bilir, yeter ki bilmek istesin dedi.
Çok yaşa dedim, çok memnun oldum tanıştığımıza.
O esnada İngiltere Avrupa Birliği'nden çıkışını kutlamaya başlıyordu.


Comments

Popular posts from this blog

Geçmişin Yükü

Amca

Ortak Zihin Yoldaşları: Temalı Yalnızlıktan Kurtulmak