Fazla silahi olan var mi ?
Fazla silahi olan var mi ?
Gectigimiz 20 yilda Turkiye’de gelisim gosteren tek sektor dizi
sektoru desek abartmis olmayiz sanirim. Sanayinin, tarimin, uretimin,turizmin
agir darbe aldigi bu surecte hem yurtici hem yurtdisi yuzumuzu gulduren sadece oyunculuklari
vasatin altinda ama kendileri asiri guzel ve yakisikli oyuncularimizin
basarilari.
Biz 70-80lerin cocuklarina o donemde Brezilya ve Meksika
dizileri neyse, simdi tum dunyada Turk dizileri oyle, onlarin yerini almis
durumdalar.
Bu akimin gelismesine onayak olan harika diziler vardi
elbet; Meral Akay’in Muhtemsem Yuzyili ya da Beren Saat’li Fatmagul’un sucu ne
ya da ask-i memnu ve her ne kadar benim cok tarzim olmasa bile Osman Sinav’in
Kurtlar vadisi gibi, hem konusu, hem oyunculugu, hem muzikleri acisinda harika
yapimlardi. Fakat sektor garip bir sekilde, bu diziler sayesinde yakaladigi
nami surdurmeyi basardi ve hatta artik kalitenin pek onemli olmadigi sadece
guzel (gunumuzun ayni torna tezgahindan cikmis olmak guzellik algisiyla guzel)
ve yakisikli basroller ve onlarin dunyaya tanitimiyla ve sagolsun biraz da
sosyal medyanin katkilariyla bu suslu bebeklerin hayatlarina cok cabuk ve
surekli erisilebilirlik ile birlikte kat be kat arttirdi.
Tabi burada yanlis birsey yok. Genel olarak dunyada six
packli abiler, cesitli operasyonlarla abdominal kaslarini belirginlestiren ve
bir ton botoks ve torna islemiyle suratlarini taninmaz hale getiren ablalara
inanilmaz bir ilgi var. Bundan nemalanmak kadar dogal bir sey olamaz. Ama hic
mi sanatsal bir icerik arayisi yok insanlarin genelinde diye sormadan edemiyor
insan.
Konu surekli mirasyedi zengin ve burnu havada basrol
erkegimizin, babasinin sirketinde ya stajyer ya da en dusuk kademeden asistan
olarak fakir ailesine bakmak zorunda olan torna guzeli basrol kadin oyuncumuzun
cok da yaratici olmayan birkac carpisma, bir iki inatlasma sahnesi sonucu
birbirlerine delice asik olup ilerleyen ilk sezon boyunca bunu birbirlerine
itiraf edemeyisleri, ikinci sezon da statu farkinin tum engellerini asip bir
sekilde birbirlerine kavusmalarini ele alan, asiri minnos bir hikaye etrafinda
donuyor. Sonra bir sekilde reytinglerde bir dalgalanma olursa sayet, tekrar
toparlanmak icin diziye kotu bir karakter enjekte ediliyor ve buralar bir
miktar silah sahneleri ile suslenerek izleyicinin dikkati tekrar diziye
yogunlastiriliyor.
Bu arada aklima gelmisken burada kucuk bir parantez acmak
istiyorum : size de turkiye’de her oyuncudan en az iki varmis gibi gelmiyor mu?
Ustelik dublorlukle falan alakasi yok bunlar epey epey basroller.
Neyse silah diyorduk. Sanirim 2016 idi, bu dizi furyasinin
baslari gibi. Bir gun spor salonu cikisi bir kafede hizlica birseyler
atistirmak icin durmustuk. Esim televizyonun tam altinda oturmak duriumunda
kaldigi icin ben de tepesinde donen diziye bir muddet sonra mecburen de olsa
takildim. Sonra beni sarinca, esim de yuzunu televizyona dondu ve biz birden
diziyi izlemeye basladik. Ne adini, ne konusunu, ne basrollerini
hatirlamiyorum. Ama soyle bir sahne gercekten yasandi ve sonrasindaki 10 dakika
gulmekten kendimize gelemedik.
Dizide bir anda bir kovalamaca sahneside 4-5 kisilik bir
grup birden baska bir grup tarafindan takip edilmeye basladi. 4-5 kisilik
grubun ( bunlar scoobyler ya da ayi yogiler gibi dusunebiliriz) cogu erkekti ve
ya 1 ya da 2 tane kadin vardi.Birden her iki gruptakiler de (gercek kotuler kac
kisi hatirlamiyorum) silahlarini cektiler ve bizim scoobyler kacarken
arkalarina donup arada 1-2 el ates ederken, gercek kotuler arkalarindan
saydiriyorlari. Sonra birden turk dizilerindeki o hepimizin asina oldugu zaman kirilmasi
sahnesi yasandi, kamera iyicene basrol kizimiza yakinlasti ve hersey
yavaslamaya basladi. O esnada farkettik ki herkesin silahi var ama bizim kizin
silahi yoktu. Gayriihtiyari esime dondum ve dedim ki “ yazik, buna da bir silah
verseler ya “ ve o esnada turk televizyon tarihinin en yaratici repliklerinden
biri duyuldu. Bizim basrol kiz “ fazla silahi olan var mi “ dedi. Once saka mi
acaba diye dusundum ama dizideki kovalamaca basrol kiza esas oglanin cebinden
yedek tabancasini verip beraber kosmaya baslamalariyla zaman kirilmasinin
tamamlanip, tekrar ayni hiza geri donmeleriyle devam etti.
Neye ugradigimiza inanamadik... eger bu bir komedi olsaydi
sahane bir dizi olurdu saniyorum ama malesef, kadinlarin, hayvanlarin ve
cocuklarin hunharca olduruldugu, oldurulmediklerinde de akla hayale gelmeyecek
siddet sekillerine maruz kaldigi canim ulkemde siddetin resmi olmayan ama ana
kaynaklarindan biri olarak bu tarz sahnelerin oldugu gercegi bu diziyi daha cok
trajediye ceviriyor bizler icin. Ve ne yazikki bu siddet egilimi, silah
kullanimi ozendirmesi, kadinin erkek karsisinda ezik gosterilmesi, kadin ve
cocugu yalniz birakan aile profillerinin vurgulanmasi tesaduf degil. Bunlar
gectigimiz 20 yilda insani dehset icerisinde birakan gunduz programlariyla
birlikte herkesin beyinlerine kodlaniyor ve biz bugun oturdugumuz yerden siddet
egilimindeki parabolik artisa sasiriyoruz.
25. kareye gizlenen patlamis misir ve kola sayesinde
cilginlarca patlamis misir ve kola satilan sinemalari dusundugunuzde, 7/24
siddet egilimli program ve dizileri seyrederek yetisen nesillerin bunlari kendi
hayatlarinda pratik etme tesebbuslerine sasirmak aslen sacma olan degil mi ?
Zihnin calisma prensiplerini ve beynin noroplastisitesini
dusundugumuzde ulkece uzun suredir siddete programlandigimizi soylemek cok da
komplo teorisi olmasa gerek. Sizce ?
Comments
Post a Comment