Amca




Amca

18/06/1948- 26/05/2025

Rakı içen, İngilizlerin tabiriyle "silver fox" tipinde, şık ve modern giyimli; kasketleri ve aksesuarlarıyla kendine özen gösterdiği her hâlinden belli… Üstelik yetenekli, anlayışlı ve yakışıklı bir amcaya kim sahip olmak istemez ki? Türkiye'nin öyle bir amcası vardı işte: Hepimizin, bir halkın amcası. Yazları yazlıkta ya da tatillerde karşılaştığın, akşam rakı masalarında bir çocuk olarak senin de bulunmandan rahatsızlık duymayan… Üstelik senin o ilk gençlik aşklarını dinleyip, bir de arkalarına fon olacak şarkılar yazan; nüktedanlığından, hoş sohbetinden sürekli feyz aldığın ve büyüyünce ya onun gibi olmak ya da onun gibisiyle evlenmek hayali kurduğun biri.

İşte İlhan Şeşen böyle bir amcamızdı bizim. Tabii her kaybımız gibi, onu da kaybedince anladık büyüklüğünü. Bilsek de zaten oracıkta, hep hayatımızın arka fonunda ya Gündoğarken ile ya da İlhan Şeşen olarak olacağından öyle emindik ki… Hâlâ da öyle olacak; artık fiziksel olarak aramızda olmasa da. Ama yine de, onunla beraber defterin kaliteli bir sayfası koptu. Üzdü.

Tüm şarkıları içimizdeki âşık olmaya hevesli o yanı, özellikle âşık olmasak da âşık olduğumuz yaz mevsimlerinde, dinledikçe en zarif şekilde dokunan ya da ince ince dürtükleyen içimizdeki narı… O ki aşk kelimesini ağzına en çok yakıştıranların belki de başı. Bilmeyiz, bize hissettirdiği gibi mi hissederdi yazarken; ama mesela "Gördüğüme Sevindim"i, hangi yürek titreten tesadüfi karşılaşmadan sonra eve gidip yanına bir bira açıp dinlemedik ki? Üstelik tesellisi de içindedir sözlerinin; "Görmesem daha iyiydi" diye başlar ama sonunda "Gördüğüme sevindim" dedirtir. Amca sanki sırtını sıvazlar âşık ruhumuzun.

Ankara'ya gitmeyenler için bile "Ankara'da âşık olmak zor"dur mesela. Ya da "Sarmaş dolaş kollarında olmasını" beklediklerimiz için, yine "Ben kendime yeter oldum" diyerek tesellisini de beraberinde sunmaz mı aynı zamanda? Onun şarkılarıyla çok âşık olursun; hatta olman gerekenden de çok olursun belki… Ama acıtmaz şarkıları. Bir taraftan tesellisini, hatta biraz neşesini de verir aşkın. Şarkılarında bir Ege ve Akdeniz esintisi vardır öte yandan. Mesela “Sıcak geceler gibi al beni kollarına” derken, bir Bodrum, bir Marmaris gecesinde hissedersin nerede olursan ol. Yine aynı şarkının nakaratının ilk kısmında "Dokunsalar ağlayacak gibi" olan çocuk, ikinci kısmında "Her yeni gün doğacak gibi" olur. Kısaca, gücü çok uzakta değil; iki mısra ötede bulur.

En iç eriten şarkılarından biri olan “Sen Benim Şarkılarımsın”da bile aşkı insan tanımından çıkarıp hayatın geneline yayar ve o duyguya sonsuza kadar sahip çıkar. Giden gitmiş olsa bile, “Sanki hiç gitmemiş hep var gibi” hissedersin. Ona bir yıldızda, bir şarkıda, bir sigaranın dumanında rastlarsın. Ve üstelik onu üzülerek değil, buruk da olsa bir tebessümle selamlarsın.

Bir de benim gibi gurbette olanlar için yaptığı “Gurbet Türküsü” vardır ki, ona ayrıca değinmeden, hatta teşekkür etmeden geçemeyeceğim. 11 senelik gurbetçilik hayatımda sıklıkla dinleyip hüzünlendiğim, duygularımı dinlediğim, dinlendirdiğim bu güzelim şarkı, bundan sonra da hep hayatımın fonunda olmaya devam edecek. Çünkü gurbetlik, şarkıda da anlatıldığı gibi sadece fiziksel bir hâl olmaktan öte artık.

Özetle İlhan Şeşen, nam-ı diğer Amca, 40 küsur senelik müzik hayatı boyunca hayatımıza çok fazla duygu kattı. Ve o duyguların tesellisini de yine şarkılarında verdi. Bizi en güzel yaz akşamlarına, en yoğun yaz aşklarına, en hüzünlü gurbet hâllerine bir sokup bir çıkardı. Artık gurbet gibi, fiziksel bir hâl olmasa da, hayatlarımızın arka fonunda bunları eserleriyle yapmaya devam edecek büyük bir değerdi.

Bu yazı da bir veda değil, ama minicik bir teşekkür olarak kalsın şurada. Işık ve sevgiyle…

Modern Ezop

Comments

Popular posts from this blog

Geçmişin Yükü

Ortak Zihin Yoldaşları: Temalı Yalnızlıktan Kurtulmak